Osman eş-Şehhâm ve Farkad es-Sebhî, değerli sahabi Ebû Bekre -radıyallahu anh-'ın oğlu Müslim'e: Baban, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den Müslümanlar arasında çıkacak fitneler ve savaşlar hakkında bir hadis duydun mu? diye sordular. Müslim şöyle cevap verdi: 'Evet, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- kendi vefatından sonra birtakım fitnelerin çıkacağını haber verdi. Bu fitneler döneminde, köşesinde oturup fitneden uzak duran kişi, fitneye göz dikmeyip onun peşine düşmeden orada yürüyen kişiden daha hayırlıdır. O fitne içinde yürüyen kişi ise, fitneyi arayıp ona katılarak (ona doğru) hızla koşandan daha hayırlıdır. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendi döneminde fitne baş gösteren veya meydana gelen kimseye, eğer sığınacak bir yer bulabiliyorsa oraya sığınmasını tavsiye etmiştir: Kimin otlayan develeri varsa develerinin peşine gitsin, kimin otlayan koyunları varsa koyunlarının peşine gitsin ve kimin bir toprağı ya da çiftliği varsa toprağına gitsin (onlarla meşgul olsun). Bunun üzerine bir adam: Ey Allah'ın Rasûlü! Barınacağı bir yeri, devesi, koyunu, ve toprağı olmayan kimse hakkında ne dersin? diye sordu. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Silahına yönelsin, onu (taşla) vurup kırsın ve kullanılmaz hale getirsin. Sonra da eğer kurtulmaya güç yetirebilirse, kaçıp kendisinin ve çocuğunun canını kurtarsın. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- üç defa (Allah'ı) şahit tutarak şöyle buyurdu: Ey Allah'ım! Şahit ol, tebliğ ettim mi? Ey Allah'ım! Şahit ol, tebliğ ettim mi? Ey Allah'ım! Şahit ol, tebliğ ettim mi? Bir adam şöyle dedi: Ey Allah'ın Rasûlü! Eğer ben iki saftan veya iki gruptan biri içinde savaşmaya zorlanırsam ve bir adam kılıcıyla bana vurursa veya bir ok gelip beni öldürürse ne dersin? Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: O, hem kendi nefsinin günahını, hem de öldürdüğü kimsenin günahını yüklenecek ve Kıyamet Günü Cehennem ehlinden olacaktır.