Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- fıkhî hükümlerin üç kısma ayrıldığını bildirmiştir: Sessiz kalınanlar, yasaklar ve emirler. Birincisine gelince: Şeriatın herhangi bir konuda sessiz kalmasıdır. Zira herhangi bir konuda hüküm olmayabilir ve eşyalarla ilgili temel prensip, farz olmamasıdır. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in döneminde, henüz gerçekleşmemiş bir şey hakkında soru sormaktan kaçınılması gerekirdi; çünkü böyle bir soru üzerine o konuda bir farz ya da haram hükmü inebilirdi. Çünkü Yüce Allah, o şeyi kullarına olan merhameti sebebiyle hükümsüz bırakmıştır. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından sonra ise, dinle ilgili ihtiyaç duyulan konularda fetva veya bilgi edinme amacıyla soru sormak caiz, hatta teşvik edilmiştir. Ancak bu sorular, gereksiz zorluk veya inat uğruna sorulursa, işte bu durumda soruyu sormaktan kaçınılması gerektiği bu hadiste ifade edilmiştir. Zira bu durum, İsrailoğulları’nın başına geldiği gibi sonuçlanabilir. Onlara bir inek kesmeleri emredilmişti; herhangi bir inek kesselerdi bu emri yerine getirmiş olacaklardı, fakat işi zorlaştırdılar ve bu yüzden kendilerine de iş zorlaştırıldı. İkincisi: Yasaklardır; yasakları terk eden sevap kazanır, yapan da cezalandırılır. Dolayısıyla yasaklanan şeylerin hepsinden kaçınılmalıdır. Üçüncüsü: Emirler; yerine getiren mükâfatlandırılır, terk eden ise cezalandırılır. Dolayısıyla emredilenlerden mümkün olduğu kadarı yapılmalıdır.