Allah, Nebisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’e Huneyn’de pek çok ganimet kapısı açtığında, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- savaştan kırk bin deve ve yüz yirmi koyun ile döndü. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ganimetten, İslama yeni girmiş kimselere onların kalpleri ısınsın diye verdi. Bu durum, Ensar'dan bazılarının hoşuna gitmedi. Oysa Ensar'ın ileri gelenleri, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in tasarrufunun şüphesiz hak ve doğru olduğunu biliyorlardı. Ensar'dan bazı kimselerin; Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ganimeti, kılıçlarımızdan kanları akan topluluğa veriyor ve bizi bırakıyor.” şeklindeki sözleri Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ulaşınca, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- onların bir yerde toplanmalarını emretti ve onlar da toplandılar. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sizden bana ulaşan bu söz de nedir?» dedi. Onlara serzenişte bulunudu ve Ensar'ın O’nun -sallallahu aleyhi ve sellem- için ve İslam için takdim ettikleri yardımı onlara haber verdi. Bu sözlerle onların kalpleri hoşnut oldu. Böylece onlar, Allah’ın onlara bahşetmiş olduğu, Rasûlünün sohbetine (yani sahabeleri olma şerefine) sahip olma, O’nun ile birlikte (Medine’ye) dönme hazinesi ve bunlara ilave olarak Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in onlara, vefatından sonra başkalarının kendilerine tercih edildiğinde buna sabretmelerine karşılık olarak ahirette O’nunla (havzın başında) buluşma hazinesinin büyüklüğünü anlamışlardır. Teysîru’ul Allâm (s:306), Tenbîhu’l Efhâm (c:3/403), Te’sîsu’l Ahkâm (3/197)