Osman -radıyallahu anh’ın katillerinin teslim edilmesinin istenmesi sebebi ile meydana gelen Cemel olayı günü, Zubeyr b. Avvâm -radıyallahu anh-, oğlu Abdullah -radıyallahu anh-’a (Ey oğulcuğum!) Şu muhakkak ki ben bu gün kendimin başka türlü değil, ancak mazlum ve şehit olarak öldürüleceğimi zannediyorum. Ve benim en büyük hüznüm ve endişem elbette borcumdur. Sen borcumu öde! dedi. Zubeyr -radıyallahu anh-’ın borcu, malından fazla idi. Bundan dolayı oğlunun çocuklarına borcu ödemelerini vasiyet etti. Çünkü o, oğlu hayatta olduğu için torunlarına mirastan bir pay kalmayacağını biliyordu. Tamamı dokuz olan mirasın üçte birinin üçte birlik kısmını onlara vasiyet etti. (Zubeyr hayatta iken) insanlar mallarını ona emanet ediyorlardı. O ise, onların mallarını zayi olur endişesi ile emanet olarak kabul etmiyor aksine bunu onlardan bir borç olarak kabul ediyordu. O, zühd sahibi ve güvenilir bir kimse idi. İdarecilik görevine gelmedi. Vefat ettiği Zaman, oğlu onun borcunu ödedi. Ve onun malı arttı. Mirasçılar, ondan, (borcunu bildikleri kimselerin hakkını verdikten sonra) mirasçılar, mirasın aralarında paylaştırılmasını istediler. O, dört yıl boyunca hac mevsiminde babasından alacağı olan kimse varsa gelsin alsın diye ilan etti. Başka alacaklı kimse kalmadığı ortaya çıkınca malı onların arasında bölüştürdü. Kalanı da Zubeyr’in hanımları arasında paylaştırdı. Zubeyr’in dört hanımı vardı.