Allah -Azze ve Celle-, kullarının hesabını bitirdikten sonra Cennet ehlini Cennet'e, Cehennem ehlini de Cehennem’e koyar. Müminler, dünyada iken kendileri ile beraber olan ve onlarla birlikte namaz kılan, oruç tutan, zekât veren, hac yapan ve cihad eden kimseleri göremezler. Bunun üzerine Allah’a; “Ey Rabbimiz! Kullarından bazı kullar, dünyada iken bizimle birlikte namazlarını kılarlar, zekâtlarını verirler, oruçlarını tutarlar, haclarını yaparlar ve savaşırlardı. Onları göremiyoruz, derler. Allah: (görevli meleklerine) Cehennem’e gidin. Onlardan orada kimi bulursanız çıkarın! buyurur. (Melekler) onları, amelleri nispetince ateş tarafından alınmış halde bulurlar. Ateş, onlardan kiminin vücudunu ayaklarına kadar, kiminin bacaklarının yarı hizasına kadar, kiminin dizlerine kadar ve kiminin i’zârının hizasına (beline) kadar, kiminin memeleri hizasına varıncaya kadar, kiminin de boynuna kadar içine alır. Ateş, yüzleri kapatmaz. (Görevli melekler) onları ateşten çıkarırlar ve hayat suyuna koyarlar. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e hayat (suyu) nedir? diye soruldu. (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-) şöyle buyurdu: «O, cennet ehlinin yıkanıp da çiçek gibi bittiği (bir su) dir.» Bir defasında da şöyle buyurdu: «Onda, sel ile gelen ve selin içinde biten çiçeğin bittiği gibi biterler. Sonra peygamberler, ihlas ile Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmadığına şahitlik eden her kimseye şefaat ederler ve onları oradan çıkarırlar. Sonra Allah, rahmeti ile ateşte bulunan kimseleri bağışlar ve kalbinde zerre kadar imanı olan hiçbir kulu bırakmaksızın oradan çıkarır.»"