Habbâb b. Eret -radıyallahu anh- bu hadiste, Müslümanların Mekke'de Kureyş müşriklerinden çektikleri sıkıntıları anlatmaktadır. Bu Müslümanlar, Kâbe'nin gölgesinde hırkasını başının altına koymuş olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e durumu şikayet etmeye geldiler. O ise evvelkilerin, dinleri uğruna sahabilerden daha büyük zorluklara maruz kaldıklarını söylemiştir. Şöyle ki bir mü'min; yakalanır, kazılan bir çukura konur, sonra testereyle baştan aşağı ikiye biçilirdi. Ayrıca etleri ve kemikleri demir taraklarla taranırdı. Ne büyük bir işkence, ne feci bir eziyet! Sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'a yemin ederek bu işin (Yani Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiği İslam davasının) kemâle ereceğini, hatta San'a'dan Hadremevt'e giden atlının sadece Allah'tan ve koyunları için de kurttan korkacağını haber vermiştir. Sonra Peygamber -aleyhisselatu vesselam- sahabelerini aceleyi terk etmeleri konusunda irşad etti ve şöyle buyurdu: «Ancak siz acele ediyorsunuz» Yani sabredin, Allah'tan kurtuluşu bekleyin.Çünkü Allah, sonunda bu davayı kemâle erdirecektir. Gerçekten de her şey Peygamber -aleyhisselatu vesselam-'ın haber verdiği gibi olmuştur.