Hadisin baş kısmında Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in gecenin üçte biri olduğu zaman kalktığı ve ümmetini gafletten uyanmaları ve Allah’ın rahmetinin kemaline ulaşmada hazır olmaları için onları “ Ey insanlar! Allah’ı zikredin!” diye uyardığı zikredilmiştir. Yani, iyi amelleri yaparak ve onun dışındakileri terk ederek dil ve azâlarla zikri çoğaltarak zikrin meyvelerini elde etmeye çağırmıştır. Hadiste aynı zamanda dua eden kimsenin kendisi için dua edeceğinden bahsedilmiştir. Dua eden kimse duasının üçte birini yahut yarısını yahut da tamamını Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e salât etmek için ayırabilir. İmam Müslim’in (1/306 no:408) Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’den rivayet ettiği şu hadiste Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Kim bana bir kez salât ederse Allah ona on (kere) salât eder. ”Böyle yapan bir kimsenin salâtının karşılığı onun her şeyine yeter. Bundan dolayı Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sıkıntıların giderilecek ve günahların affedilecektir.” buyurmuştur. Yani bununla devamında, sıkıntıya sebep olan ve günaha düşüren bu sebebin ortadan kalkmasını istemektesin. Edeceğin duanın yerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e salât ettiğinde senin maksadın gerçekleşmiş olur. Bu anlam uygundur ki o kimse kendisi için yapacağı duanın yerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e salât eder ve böylece kendisi için istediği şeyden daha büyük ve fazlası gerçekleşmiş olur. Bu hadisin şu manayı da ifade etmesi mümkündür. O da Onu yaptığı duaya ortak kılmasıdır. Sanki her dua ettiğinde sana da salat getirmekteyim der gibidir. Zira dua yapmadan sadece salavat getirdiğine bir işaret yoktur. Bilakis bütün deliller ile hareket ederek hem dua eder hem desalavat getirir.