İnsanlar dünyada sevdikleri kişilerle ahirette de birlikte olacaklardır. Hadiste, rasûlleri, salih kimseleri, ve onlara tabi olanları güçlü bir şekilde sevmek teşvik edilmiş ve onlara muhalif olanlara duyulan sevgi de yasaklanmıştır. Şüphesiz ki sevgi, sevenin sevdiği kimse ile bağının ne kadar kuvvetli olduğunun, onun ahlakına uygun davrandığının ve ona tabi olmasının göstergesidir. Bu sevgi, bir kimsenin sevdiği kimseye tâbi olduğuna delildir. Yine bu sevgi, tâbi olmanın sebebidir. Aynı zamanda kim Alah'ı severse, O'na duymuş olduğu bu sevgisi Allah'a yakınlaştıran en yüce şeydir. Şüphesiz ki Allah Teâlâ, eş-Şekûr (Az iyiliğe çok mükafat veren) dur. Kendisine yakınlaşana çaba sarfetmesi sebebiyle kat kat fazlaslasıyla karşılık verir. Sevenin sevdiği ile beraber olması, onunla eşit olmasını ve ondan yüksek bir makamda olmasını gerektirmez. Çünkü bu durum (onların dereceleri) salih amellerinin farklı olmasına ve (Allah ile) yaptıkları kârlı ticarete göre değişir. Birliktelik herhangi bir şey için bir araya gelmekle hasıl olur. Yoksa bütün şeylerde birliktelik gerekli değildir. Eğer herkesin cennete gireceğinde ittifak varsa birliktelik gerçekleşmiş olur. Cennetteki dereceleri farklı olsa bile fark etmez. Kim, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ya da müminlerden birini severse, hüsnü niyetinden dolayı onunla birlikte Cennet'te olur. Çünkü asıl budur. Amel niyete bağlıdır. Onlarla aynı makamda olması gerekmez. Her açıdan onların mükâfatlandırıldıkları şeyle mükâfatlandırılması zorunlu değildir.