Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in gara isminde dört adamın taşıyabildiği bir yemek kabı vardı. Duha vakti yanına girdiklerinde duha namazını kıldılar. O kap getirildi, ekmeği içine ufaladı. Etrafında halka oldular. Çoğaldıkları zaman halka darlaştı Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- kardeşlerine yer açmak için dizleri üzerine çöktü, ayaklarının üzerine oturdu. Orada hazır bulunan bedevilerden biri şöyle dedi: ‘’Bu nasıl oturuş ey Allah’ın Rasûlü.’’ Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- de tevazusundan şöyle buyurdu: «Allah, beni şerefli bir kul kıldı; inatçı bir zorba değil.» Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- zalim ve kibirli değildi. Sonra da Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: «Kabın kenarlarından başlayarak yiyin ve ortasını (sona) bırakın ki, yemek bereketlensin.» Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- kabın etrafından yemeği emretti. Ortasının bırakılmasını, bunun da yemekteki bereketin sebeplerinden olduğunu açıkladı.