Bedir gazvesi olacağı zaman Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- müşriklere doğru baktı ve onlar bin kişiydiler.Ashabı ise üçyüzondokuz kişiydi.Müşriklere göre ashabının az olduğunu anladı.Allah'ın Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem- kıbleye döndü.Sonra da ellerini kaldırdı.Dua etmeye ve duada sesini yükseltmeye başladı.Ve şöyle söylüyordu:''Allah'ım! Bana verdiğin vaadini gerçekleştir.Allah'ım! Bana vaat ettiğini ver.Allah'ım! Eğer Müslüman olan bu topluluğu helak edecek olursan yeryüzünde sana ibadet edilmez.'' Yani Allah'ım! bana vaad eyttiğini gerçekleştir.Kafirlere karşı müslümanlara yardım et.Eğer sen bu müslümanları helak edersen yeryüzünde sana ibadet edilmez.Ellerini kaldırır durumda ve kıbleye dönerek üzerinden ridası düşene kadar dua etmeye devam etti.Ebu Bekir -radıyallahu anh- geldi ve ridasını aldı,onu omuzuna koydu.Sonra ona arkasından sarıldı.Ve Ey Allah'ın Nebisî dedi:Rabbine dua ettiğin yeter.Mühakkak ki o sana vaad ettiğini yerine getirecektir.Allah -Azze ve Celle- şu buyruğunu indirdi:(Hani siz Rabbinizden imdat istiyordunuz da:Muhakkak ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediyorum diye duaznıza karşılık vermişti.)(Enfal,9)Allah'tan kurtuluş dilediniz ve yardım istediniz.Size icabet etti,size ardı ardına bin melek ile yardım etti.Sonra da İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ- o gün Müslümanlardan bir adam önünde giden müşriklerden bir adamın arkaından hızlıca koşuyorken üzerinden kamçı ile indirilen bir darbe sesi ile ''ilerle Hayzum'' diyen bir suvari sesi duyuverdi.Müşriğin ölü olarak düştüğünü gördü.Ve yüzünde burun kısmında kırbaç izi ve yüzünde yarıklar buldu.Ensardan olan o adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e olaydan haber verdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun üçüncü semadan bir melek olduğunu haber verdi.Hayzum o meleğin atının ismidir.O gün yetmiş kişiyi öldürdüler ve yetmiş kişiyi esir aldılar.O esirleri aldıktan sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebu Bekir ve Ömer -radıyallahu anhumâ'ya şöyle buyurdu:Bu esirlere ne yapalım?Ey Allah'ın Nebisî.Bunlar amca ve aşiret çocuklarıdır.Onlardan fidye almanı uygun görüyorum.Böylelikle o bizim için kafirlere karşı savaşta bir güç olur. Umulur ki Allah onları İslam'a hidayet erdirir.Ömer dedi ki:Hayır Allah'a yemin olsun ki:Ey Allah'ın Rasûlü ben Ebu Bekir'in görüşüne katılmıyorum.Lakin ben onlardan her birini öldürmemizi ve bizden her birimizi esirlerden olan kendi akrabamızı öldürmemizi sağla.Çünkü onlar küfrün önderleri ve sapıkların başıdırlar.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebu Bekir'in görüşüne meyletti.Ömer'in görüşüne meyletmedi.Ömer -radıyallahu anh- ertesi gün geldiğide Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ve Ebu Bekir'in oturmuş ağladıklarını gördü.Ömer -radıyallahu anh- Ey Allah'ın Rasûlü! Bana senin ve arkadaşının hangi sebepten dolayı ağladığını haber ver dedi.Eğer ağlama imkanım olsa ağlarım.Ağlayamazsam siz ağladığınız için ağlamaklı olurum.Ve sizin ağlamanıza ortak olurum.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona Allah Teâlâ'nın esirlerden fidye kabul etme sözünü söyleyenlere azabı arz ettiğini haber verdi.Onların azapları bana şu ağaçtan daha yakında gösterildi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yakın bir ağaca doğru işaret etti.Allah Azze ve Celle (Yeryüzünde çokça savaşıp zaferler kazanıncaya kadar esirler alması hiçbir peygambere yaraşmaz.Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve hoş yeyin.) (Enfal:67-69)ayetlerini indirdi.Allah'ın nurunu söndürmek isteyen,dinini yok etmek isteyip onları esir almakta acele etmek ve onlardan gelecek fidye karşılığı bırakmak değilde kafirlerle savaşmak uygun ve gerekli olandır.Onların yok edilmeleri uyarınca ve şerlerinin boşa çıkarılmalarına karşı az bir menfaattır.Onların şerri ve gücü olduğu müddetçe en uygun olan esir alınmamalarıdır.Eğer şerleri yok olur ve zayıflarlarsa o vakit onlardan esir almak ve onları bırakmak konusunda bir beis yoktur.Sonra da Allah onlara kafirlerden zorla aldıkları malları helal kılmıştır.