Rifâa el Kurazî’nin karısı şikâyet ederek Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve Rifâa’nın karısı olduğunu son talakla da, yani üçüncü talakla tamamen boşadığını haber verdi. O da, sonrasında Abdurrahman b. Zübeyr ile evlendi. Kadınla cinsel ilişkiye girmeye gücü yetmedi, çünkü tenasül uzvu gevşekti ve erekt olmuyordu. Bunun üzerine Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- genelde kadınların utandığı bir şeyi, kadının açık açık söyleyip izhar etmesinden dolayı gülümsedi. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- anladı ki, kadının isteği, ilk eşi olan Rifaa’ya dönmek ve o, bu konuda hüküm istiyor. (Rifaa’nın eşi) Abdurrahman ile nikâh akdi yapınca ilk eşine dönmenin helal olduğunu zannetti. Ancak Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- bunu reddetti. Rifaa’ya geri dönmesinin helal olabilmesi için, son eşinin onunla cinsel ilişkiye girmesi gerektiğini haber verdi. Ebu Bekir o sırada yanında idi, Halid b. Said ise kapıda kendisine izin verilmesi için bekliyordu. Hâlid, kadının Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek açık açık konuşmasından yakınarak, Ebu Bekir’e seslendi. Bütün bunlar, Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-’in onların gönüllerindeki heybeti ve O’nu yüceltmeleri sebebiyleydi. Allah onlardan razı olsun ve oldu da, bizleri de Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yolundan edebimizle gitmekle rızıklandırsın.