Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- Ömer İbn el-Hattab –radıyallahu anh-’ı zekât toplama görevi ile görevlendirdi. Ömer –radıyallahu anh- Abbas İbn Abdulmuttalib’e geldiği zaman zekâtı vermeyi reddetmiştir. Keza Halid b. Velid ve İbn Cemil de vermediler. Ömer –radıyallahu anh- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi, o üç kişiden şikâyet etti. Bunun üzerine Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dedi: İbn Cemil’e gelince, onun vermemesi için bir bahanesi yoktur. Fakir idi, Allah ona zenginlik verdi. Bu zenginlik onun insanların ilk teslim olanlarından olmasını gerektirir. Halid’e gelince siz Halid’e haksızlık ediyorsunuz. O zırhlarını, savaş araç ve gereçlerini Allah yolunda vakfetmiş bulunuyor. Nasıl olur da farz olmayan bir infak ile Allah Teâlâ’ya yaklaşmış bir adamdan zekâtı vermemesi beklenebilir, bu uzak bir şeydir. Abbas’a gelince Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- onun adına zekatı üstlenmiştir. Bunu, makamı ve değeri sebebiyle yapmıştır. Buna da şu sözü delalet etmektedir: ‘’Yoksa sen amcanın baba gibi olduğunun farkında değil misin?’’ Teysiru’l-Allâm (1/304), Tenbihu’l-Efham: (399), Te’sisu’l-Ahkâm Şerh edilen hadis no, (173).